VELEV Kİ!
Uğur Cilasun-Birgün 31 Ağustos 2009
|
Geçen hafta yurt dışında idim. Bunun için gazeteye yazımı da yazamadım. 68’liler Dayanışma Derneği’nin organizasyonu ile, St.Petersburg ve Moskova’da güzel bir gezinti yaptık. St.Petersburg’u önceden görmemiştim. Masal gibi bir kent. Moskova’ya ise 1987 yılında gitmiştim. Her şey orada ne kadar değişmiş.
Neyse bunları sonra anlatırım.
Döndüğümde birikmiş gazetelere şöyle bir göz atttım. Ne olacağını umuyordum bilmiyorum ama güzel yurdumda hamam aynı hamam, tas aynı tas, tellak aynı tellak duruyor olduğunu gördüm.
Türkiye ben kendimi bildim bileli bir “polis devleti” idi.Polis deyince içine devlet adına güç kullanan tüm güçleri katıyorum. Asker, jandarma, korucu hâttâ belediye zabıtası, devletin, yurttaşlarını zorla yola getirme için her an hazır ve nazır güçleri olmuştur.
|
Üyemiz, arkadaşımız Uğur Cilasun
|
Şu Avrupa Birliği süreci içerisinde biz giderek özgürleşeceğiz derken, korkarım tam tersine daha baskıcı bir yönetime yöneliyoruz. İnsanlar gölgelerinden korkmaya başlamışlar. Birine devletle ilgili bir espri yapıyorsun, başım belaya girer diye kaçıp gidiyor.
Bunları son gördüğüm bir haber üzerine yazıyorum. Polis, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinden aldığı bursla okuyan 15 bin kız çocuğunu fişlemiş. Şimdi bu çocuklarının ağabeylerinin, yakın akrabalarının, PKK ile DHKP-C ile, başka terör örgütleri ile ilişkisi olup olmadığını araştırıyorlarmış.12 Eylül’de Ankara emniyetinde bir “Derin Araştırma laboratuarı” vardı. İşkencenin adını “laboratuar” koymuşlardı. Orada hem insanları “derin” işkencelerden geçirir hem de bütün sülalesini fişlerlerdi. “Demek”, diye düşündüm, “DAL hâlâ ölmemiş.”
12 Mart’tan sonra ben tutukluyken, TRT’de haber spikeri olan ağabeyim Zafer Cilasun, “Amerika’nın Sesi” radyosunun sınavlarına girdi. İngilizce’yi Türkçe kadar rahat konuşurdu. Sınav jürisi O’nu, Amerika’nın en ünlü “anchorman”i Walter Cronkite’a benzetti ve hemen Amerika’ya davet etti. Ama kendisine, sırf ben siyaseten tutukluyum diye pasaport vermediler ve sevgili ağabeyim muhteşem bir kariyerden oldu.
Şimdi, pek çoğu Doğu, Güneydoğu Anadolu’dan olan bu kardelenleri fişleyenlere ve de onlara fişleme emri verenlere bir sorum var.
Velev ki bu çocukların ağabeyleri, kuzenleri PKK’lı olsa, DHKP’li başka bilmem neli olsa ne yazar? Bu çocuklar için ne değişir? Ya da ne değişmelidir.
Suçlar şahsi değil midir?. Kardeşin suçundan ağabeyi, bacının suçundan kardeşi cezalandırmak mümkün müdür ?
Bu fişleme emrini verenleri uyarıyorum. Ünlü sözdür “keser döner sap döner, gün gelir devran döner”. Bir gün gelir, kendisi bir suç işlememiş insanlara kötü muamele yapmaktan yargılanırsınız.
Bu, öyle bir dönemde, sizin yakınlarınızın hayatları için bir engel oluşturmaz ama sizin gibi bir yakınlarının olmasının utancı da onları doğrusu çok üzer.
Ayağınızı buna göre denk alın.
|
Son güncelleme:31 Ağustos 2009
|
|
|
|
|