Woodstock rock festivali
Bundan tam 40 yıl önce, 15-17 Ağustos 1969'da, Birleşik Devletler'in New York eyaletinin Woodstock kasabası yakınlarında, yüzyıllar boyu unutulmayacak bir festival yaşandı. Dünyanın dört bir yanından gelen rock ve folk müzisyenleri bu kasabada toplandı. 400 bin genç toplumsal ve siyasal protestosunu müziğe döktü. Ancak o günlerin "müzik-aşk-barış festivali" Woodstock belleklerde, bir festival olmanın ötesinde bir anlam kazandı ve bir döneme damgasını vuran, rüya gibi üç güne dönüştü. Woodstock'a katılanlar "topraksız gençler"di. Çoğu kendilerini tanımlarken şöyle diyordu: "Siu Kızılderilileri'nin de toprağı yok. Onlar topraklarını kafalarında taşırlar.
Biz de onlar gibi topraklarımızı kafalarımızda taşırız. Biz yabancılaşmış gençler ulusuyuz." Woodstock'a katılanlar, yıllar boyu acımasız bir biçimde eleştirildi. Hem kendilerinden önceki kuşaklar, hem de sonra gelenler tarafından. Binlerce genç, yıllar boyunca kendini "Ben Woodstock kuşağındanım" diye tanımladı ve festival, rock müziğinin zirvesine taşındı. Bu gezegen tarihinde de bir daha böylesine çaplı bir müzik olayı yaşanmadı. Yıllar sonra, 1994'te düzenlenen 'İkinci Woodstock Festivali'nde bile!.. Woodstock Festivali (tam adı 'Woodstock Müzik ve Sanat Fuarı'), New York'un Bethel kasabası yakınlarındaki White Lake'li çiftçi Max Yasgar'a ait uçsuz bucaksız çayırlıkta yapıldı. Bethel, New York kentinin yaklaşık 150 km doğusunda bulunan küçük bir köy. Ne var ki festival, başlangıçta Woodstock yakınlarında yapılması planlandığı ve sonradan yeri değiştirilmek zorunda kalındığı için bu adla anılır. O günlerde Woodstock'ta yaşayan ama festivale katılmayan ünlü protest şarkıcı Bob Dylan'ı sembolik olarak anmak için bu adın verildiğine dair söylentiler de vardır.
GÜYA 60 BİN KİŞİ GELECEKTİ!
Festivali dört genç işadamı organize etmişti. Bu kişiler, festivali 60 bin kişinin izleyeceğini hesaplayarak, hazırlıklarını da bu sayıya göre yapmışlardı. New York'un 'yeraltı' gazetelerinde ünlü müzisyenlerin adlarıyla reklam yapılmış ve Woodstock Festivali'nin bir barış ve müzik şöleni olacağı ilan edilmişti. Tahminlere göre 1 milyona yakın genç insan Woodstock'ta bulunabilmek için yollara dökülmüştü. Bunlardan 400 bini hedefe ulaşmış, diğerleri ise New York'la Bethel arasındaki tümüyle tıkalı yolların bir yerlerinde kalmıştı. Woodstock'a, kimileri bugün aramızda olmasa da, her biri sonradan birer rock müzik efsanesi olacak, adları başkaldırıyla, barış ve özgürlük, insan hakları sözcükleriyle birlikte anılacak birçok müzisyen ve grup katıldı: Joan Baez, Carlos Santana, Janis Joplin, Jimi Hendrix, Creedence Clearwater Revival, Crosby Stills Nash&Young, The Who, Jefferson Airplane, Country Joe, Grateful Dead, John Sebastian, Richie Haven, Ten Years After, Joe Cocker, Melanie ve daha onlarcası... Sahne yalnızca müzik yapılan bir yer değildi orada. Örneğin, 'Country' Joe McDonald, müziğine başlamadan önce 400 bin kişiye dört harften oluşan 'ayıp' ve 'yaygınlığı' ve kullanımı hiç eskimemiş bir sözcüğü heceletiyordu: -F - Effff - U - Yuuu - C - Siiii - K - Keeey - What's the spell? (kelime neymiş?) -Fuuuck!
BİR ULUSAL MARŞI İMHA ETMEK
Tam bir başkaldırı! 400 bin kişinin katıldığı bir nevi karşı kültür kongresi!.. O günlerde 26 yaşında olan efsanevi Jimi Hendrix, benzersiz tarzıyla, dinleyicilerin çoğu için tanıdık olan bir hikâyeyi anlatıyordu. Birleşik Devletler ulusal marşını müzikal olarak imha ederek, 'American Way of Life' (Amerikan Yaşam Tarzı) adlı parçasında maskesini düşürüyordu. Marş, Jimi Hendrix'in gitarında elektronik olarak yırtılıp parça parça ediliyordu. Uğultular, tıngırtılar, gökgürültüleri duyuluyor, bombalar, avcı uçakları infilak ediyormuş gibi geliyordu. Bu cehennemî müzik sadece BD'nin Vietnam'ı her gün bombalayışının değil, aynı zamanda kendi kendini de tahrip edişinin de akustik bir simgesiydi. BD 40 yıldır yeryüzünün her yanına bomba yağdırıyor. Ne yazık ki geçen kırk yılda, parmaklarını ve yüreğini Jimi Hendrix gibi ustaca ve cesurca kullanan, gitarını konuşturan ve bir ulusal marşı 'imha eden' ikinci bir kişi daha çıkmadı bu dünya üzerinde, ne Afganistan ne de Irak bombalanırken...
SEFALET DEĞİL 'MUCİZE'!
Gelelim, 400 bin kişinin üç gün boyunca neler yaşadığına, müzik dışında. Daha birinci gün olaylar denetimden çıkmıştı. Müzisyenler ancak helikopterle sahneye indiriliyordu. Besin ve içme suyu ikmali organizasyonu darmadağın olmuştu, sağlık koşulları tam bir felaketti. En azından tıbbi danışmanlık olduğunu göstermek için yine helikopterle 30 kadar doktor getirilmişti. İkinci gün bir de şiddetli yağmur başlayınca bütün arazi çamur ve balçık deryasına dönüşmüştü. Aslında en kötüsü, müzik dinlemek için gelen kitlenin çok büyük bir bölümü müziği hiç iyi duyamıyordu. Müzik tesisatı, sesi o kadar büyük bir alana uygun biçimde dağıtacak denli güçlü değildi. Fakat kimse bu olumsuzluklara aldırış etmedi, çünkü bu “Woodstock mucizesi”ydi. Herkes sakin davranıyordu, mümkün olduğunca birbirine yardım ediyor. Herkes ‘yukarıdan’ gelen bir baskı ve zorlamayla değil, ‘alttakiler’in arasındaki sevgi, özgürlük ve dayanışmayla kendiliğinden bir birlik oluşturmuştu.
‘WOODSTOCK ULUSU’
Festival sonrasında genç insanlar arasında “Woodstock Ulusu” kavramı giderek yaygınlaştı, kabul gördü. Beat Kuşağı'nın önderlerinden Allen Ginsberg, festivali "önemli bir evrensel olay" olarak niteliyor ve şöyle diyordu: "Bu, bütün dünyadan genç insanları bir araya getiren, onları bir arada yaşamaya, herkesin kendi işiyle uğraşmasına fırsat tanımaya, kendi kendini ve diğerlerini yaşamaya yönlendiren bir güç. Giderek daha fazla yayılan ve savaş çıkaranlar kuşağının kesinlikle anlayamadığı bir şey." Woodstock'u göklere çıkaran yalnızca muhalif yeraltı basını değildi. Burjuvazinin büyük gazete ve dergileri de olumlu yazılara yer vererek Woodstock Kuşağı mitinin yerleşmesine katkıda bulundular. Bu gerçekten de eskimiş yanlış değer ve kavramları fırtına gibi aşacak bir kuşağın doğuş ânı mıydı? Çünkü Woodstock'ta bulunanların çoğu ancak basında çıkan aşırı heyecanlı yazıları okuyunca ne kadar önemli bir olaya katılmış olduklarını anladılar, devrimden, alt üst oluştan ve yeni bir toplumdan daha fazla söz etmeye başladılar.
Woodstock'tayken pek çok kişi olayı heyecanlı bir haftasonu macerası olarak algılamıştı. GÖĞÜ YERE İNDİRMEK Ancak, bir anda herkesin söz etmeye başladığı devrimin çanlarından biri yanlış ses çıkartıyordu: White Lake'te kimileri, ellerinde "Daha güzel bir Amerika yarat, uyuşturucu al!" yazılı pankartlarla dolaşıyordu. Dünyayı düzeltmeye çıkan gençlerin ve devrimcilerin pek çoğu gerçekten de bu yolla gökyüzünü yere indirmenin kolay olacağına inanıyordu. Kendini çok fazla zorlamaya gerek yoktu; bir hap atmak, bir esrarlı sigara sarmak ya da eroin basmak yeterliydi ve dünya böylece güzel, rengarenk bir renk skalasına dönüşecekti. Bütün insanlar ömürlerinin sonuna kadar özgür ve mutlu olacaklardı! Bu, Woodstock, masallar ülkesi, 'nirvana ve cennet arasında bir yerlerdeydi. Fakat dünya onların istediği gibi değişmedi, sadece beyinler yoğun biçimde uyuşturuldu ve uyuşturucuların etkisine girenler gerçeklikten koptular. Uyuşturucuların daha nelere yol açabileceği birkaç yıl sonra ortaya çıktı. Vietnam'da savaş suçu işleyen birçok BD askerinin o sıralarda uyuşturucunun etkisi altında olduğu ortaya çıktı. BD'li subayların, niçin Vietnam'da bulunduklarını sorgulamalarını istemedikleri askerlerine, kendi elleriyle uyuşturucu dağıttıkları anlaşıldı sonraları. Masum insanları "acımasızca" daha kolaylıkla katledebilsinler diye...
BAŞKALDIRI VE YABANCILAŞMA
69'un Woodstock'u, rock müzikle savaşa, her türlü dayatmacılığa ve "demokrasi ve özgürlük" ambalajıyla kitlelere yutturulmaya çalışılan kokuşmuş düzene karşı benzersiz bir başkaldırıydı, görünürde 400 bin 'asi'nin ama aslında milyonlarca gencin 'kolektif' bir başkaldırısı... Bugünün 'gazlı içecekli rock festivalleri' ise kendine ve dünyaya yabancılaşanların "bireysel başkaldırısı"ndan öte bir anlam taşımıyor ne yazık ki. 68 ruhu ya da müziği, şişeye doldurularak elde gezdirilecek, pazarlanıp satılacak bir şey değil çünkü. (Bu yazının bir bölümünde, 1993'te Korsan Yayın tarafından yayımlanan ve Gottfried Blumenstein'ın yazdığı 'Janis Joplin' adlı kitaptan yararlandım.)
***
Kimler katıldı
15 Ağustos Cuma Joan Baez Arlo Guthrie Tim Hardin Richie Havens İncredible String Band Ravi Shankar Bert Sommer Sweetwater
16 Ağustos Cumartesi Canned Heat Creedence Clearwater Revival Grateful Dead Keef Hartley Janis Joplin Jefferson Airplane Mountain Quill Santana Blues Band Sly and the Family Stone The Who
17 Ağustos Pazar Blood, Sweat and Tears Joe Cocker Country Joe and the Fish Crosby, Stills and Nash Jimi Hendrix Iron Butterfly Shanana Ten Years After Johnny Winter
|