Hakkımızda
Şiirler Yayınlar
 
 

27 ve 28 Nisan Gençlik Hareketleri
Dr. SEDAT AKMAN (*) Cumhuriyet-1 Haziran 2008

68 kuşağının tabanında 60 kuşağının çalışmaları vardır; 60 kuşağının yaratılmasına bütün gücüyle destek verdiği, 1961 Anayasası vardır. Türklerin binlerce yıllık tarihinde yarattıkları en ileri, laik Cumhuriyetin temellerini sağlamlaştırıcı ve hukuk devleti ilkelerini kurumlaştıran bir anayasadır o...

1968 gençliği, bağımsız Türkiye idealini yaşatmak için çok uğraşlar verdi. Bu kuşak etkinliğini yürütmek için sivil toplum örgütlerini ve vakıflarını kurdu, çalışmalarını yürütüyorlar.

Ancak 68 kuşağının tabanında 60 kuşağının çalışmaları vardır; 60 kuşağının yaratılmasına bütün gücüyle destek verdiği, 1961 Anayasası vardır. Türklerin binlerce yıllık tarihinde yarattıkları en ileri, laik cumhuriyetin temellerini sağlamlaştırıcı ve hukuk devleti ilkelerini kurumlaştıran bir anayasadır o...

Bu anayasanın yaratılmasında etken olan 1960 gençliğinin eylemsel kitle hareketini simgeleyen 27 Nisan Tıp Fakültesi Öğrenci Derneği Kongresi ve 28 Nisan 1960 hareketi üzerinde duracağız. Bugün bu hareketlerin 48'inci yıldönümüdür.

Kutsal din duygularının siyasete alet edilmesi: 1950'de iktidara gelen DP, 1954'ten sonra 1957 seçimlerini de kazanmıştı. DP siyasal gücünü sürdürmek için her yolu deniyordu. Muhalefet partisi ile gazeteler ve gazeteciler baskı altına alınmıştı. DP'ye yakın yardakçı basına kâğıt tahsisleri yapılıyor, resmi ilanlarla destekleniyordu. Muhalefet yapan basınaysa davalar açılıyor, baskı altında tutuluyordu.


DP özellikle kutsal din duygularının siyasete alet edilmesinde gemi azıya almıştı. İnönü, bu uygulamalara dayanamayıp Meclis kürsüsünden şöyle demişti:

"Ankara barlarında çıplak kadın oynatırlar, Konya meydanlarında ve köylerinde dindarlık taslarlar."

Vatan Cephesi hareketi ile ülke ikiye bölünmüş, köylerde kahveler ayrılmıştı.

1960 yılına girildiğinde DP artık demokratik sistemden giderek ayrılmıştı. 18 Nisan 1960'ta DP milletvekillerinin oylarıyla "CHP ve Bir Kısım Basının Faaliyetlerini Tahkik Etmek"için ünlü Tahkikat Komisyonu kuruldu. On beş kişiden oluşan komisyonun tüm üyeleri DP milletvekillerinden seçildi. Komisyon, demokrasilerde görülmeyen büyük yetkilerle donatılmıştı. İşte yetkilerinden birkaçı:

- Komisyon mahkeme ve dava yetkisine sahip olup istediği kişiyi tutuklayabiliyordu.

- Komisyon, gazetelere ve matbaalara el koyup, gazeteleri kapatabiliyordu. - Komisyon Meclis müzakerelerinin yayımlanmasını yasaklayabiliyordu.

- Komisyonun aldığı kararlar kesindi, başka hiçbir mahkeme ve mercinin de itiraz hakkı yoktu.

Komisyonun yetkileri Meclis'te görüşülürken CHP lideri İnönü'ye yaptığı konuşma nedeniyle, kürsü dokunulmazlığı hiçe sayılarak, DP milletvekillerinin kararıyla 12 celse Meclis'ten çıkarılma cezası verildi.

Böyle demokrasi olur muydu?.. Demokrasinin özgürlük ve hukuksal gücünü kullanarak iktidara gelen ve Meclis'te siyasal çoğunluğu ele geçiren DP, demokrasinin temellerini dinamitliyordu. Bu gelişmeler üniversite gençliği arasında olumsuz etkiler yaratıyordu.

Bunlar yetmezmiş gibi, CHP lideri İnönü'nün Meclis kürsüsünden yaptığı tarihi konuşmaya yayın yasağı konuldu. Bu önlemler ve uygulamalar DP'ye yarar değil, aslında zarar getiriyordu. Çünkü bu konuşma Ankara'da Ulus gazetesinde yayımlandı. Gazete gizlice bütün Anadolu'ya ayrıca teksirle çoğaltılarak İstanbul ve Ankara'da bütün gençliğe dağıtıldı. Yasak olduğu ve gizlice yurtlarda dağıtıldığı için heyecanla bütün gençlik tarafından okunuyordu.

O günlerde Güney Kore'de üniversite gençleri diktatör Sigman Ree'ye karşı ayaklanmışlar, özgürlük için yürüyüşler yapıyorlardı.

İşte bu koşullarda Türkiye Milli Talebe Federasyonu'na (TMTF) bağlı İstanbul Tıp Fakültesi Öğrenci Derneği 27 Nisan 1960 günü olağan kong-resini yapmak üzere toplandı. Kongre üniversite karşısında Beyazıt'ta Marmara Sineması yanında Beyaz Saray Salonu'nda çalışmaya başladı. Kong-re başkanlığına tıp fakültesi öğrencisi Cemal Sarı, (Dr.) başkanvekilliğine Erol Arın (Dr.) seçildiler. Tıp Fakültesi Öğrenci Derneği Başkanlığı'na Önder Dai (Dr.) adaydı.

Kraldan fazla kralcılık

Öğrenci Dernegi faaliyet raporlarının eski Başkan Dr. Memduh Eren tarafından okunması sırasında, Raporda CHP Genel Başkanı İsmet İnönü'nün adı geçtiği için polis müdahale etti. Raporların okunmamasını istedi. Kongre başkanı genel kuruldan karar alarak raporun okunmasını sağladı. Daha sonra, Güney Kore'deki gençlere dayanışmayı içeren bir telgraf çekilmesine dair bir önerge başkanlık divanına verildi. Önergenin altında, tıp fakültesi öğrencileri Nurettin Sözen (Prof. Dr.), Kemal Alemdaroğlu (Prof. Dr.), Ali Babaoğlu (Dr.) ve Sedat Akman'ın imzaları vardır.

Bu telgrafta, "Türk gençliği demokrasi mücadelenizde sizi desteklemektedir"denilmekteydi.

Bu sırada, salonun sol tarafında oturan hükümet komiseri Bumin Yamanoğlu ve birkaç polis ilerleyerek kongre başkanına verilen bu önergeyi zorla alarak, el koydu.

Bu sırada tıp öğrencisi Yüksel Burgutoğlu (Dr.) kongreye hitap ederek, hükümet komiserinin bu davranışını kınıyordu; ancak DP'ye kendini adamış olan polis şefi Bumin Yamanoğlu ve ekibi zor kullanarak kongreyi birbirine sokmuştu. Kongre salonu arbedeye dönmüştü. Sonunda kongre yarıda kesildi salon boşaltıldı ve kongre divanı başkanı Cemal Sarı ve başkanvekili Erol Arın, Tıp Öğrenci Derneği Başkanı Memduh Eren ve Yüksel Burgutoğlu gözaltına alındılar. Kongre, gaz bombası ve coplarla saldıran polis ekipleri tarafından dağıtıldı.

Kraldan fazla kralcılık yapan kendini bilmez kimi görevliler, DP'ye hizmet edeceğim diye, aslında DP'ye zarar veriyorlardı.

Kongreden kopan 20 kadar genç, doğruca Sultanahmet Meydanı'ndaki CHP il merkezine gittiler. Durum değerlendirmesi için il gençlik kolları yöneticileriyle bir toplantı yapıldı. Yirmi beş kişinin katıldığı bu toplantıda Tıp Derneği başkan adayı Önder Dai, Gençay Gürsoy (Prof. Dr.), gibi arkadaşlar vardı. Ayrıca bu toplantıda CHP İl Gençlik Kolu Başkanı Alev Coşkun, İl Sekreteri Haydar Zengin (Avukat), İl Yönetim Kurulu üyesi Özer Öztarhan, Mesut Ergün, Nurol Vural, Ayhan Toraman (Prof.) ve Site yurdunda etkin olan Orhan Özacun (Avukat) gibi arkadaşların isimlerini anımsıyorum.

Gençlik harekete geçti

Sultanahmet'te yapılan bu toplantıda, polis tarafından tutuklanan arkadaşlara avukat tutulması, kendilerine yardım edilmesi ve bir gün sonra (28 Nisan 1960) Tahkikat Komisyonu Yasasına karşı çıkılması için hukuk fakültesi birinci sınıf büyük anfisinde toplantı yapılmasına karar verildi.

Tam bu sırada, Tıp Fakültesi Öğrenci Derneği'nin kongresinden gelen öğrencileri izleyen polis CHP il merkezini bastı. Polislere karşı çıkan CHP il sekreter üyesi merhum avukat Ekrem Özden, gelen polislerle tartışırken, alt katta toplantı yapan gençler duvardan atlayarak tutuklanmaktan kurtuldular.

O gece, 28 Nisan'da "Tahkikat Komisyonu Kanunu”na karşı çıkılacağı bütün, öğrenci yurtlarına, bütün fakültelere ve İTÜ'ye duyuruldu. Gençlik harekete geçmişti. 28 Nisan 1960 günü, Hukuk Fakültesi birinci sınıf anfisi iğne atsan yere düşmeyecek derecede kalabalıktı.

Hukuk fakültesi öğrencisi merhum Nuri Yazıcı heyecanlı bir konuşma yaptı ve "Tahkikat Komisyonu hâkim ve savcıların yerini almıştır. Hukukun katledildiği bir yerde hukuk okumak istemiyoruz"dedi. Herkesi Ortabahçe'de Atatürk heykeli önündeki toplantıya davet etti.

Atatürk heykeli önünde toplanan üniversite gençliği İstiklal Marşı'nı söylemeye başladılar, marş henüz bitmeden bir polis jipi hızla gençlerin arasına daldı. DP'nin namlı polisleri Bumin Yamanoğlu, Mehmet Bal ve ekip şefi Muzaffer Tunçbilek gençleri toplamaya başladı. Polis copuna karşı gençler kendilerini savunmasız bulmuşlardı. Bu sırada Şişli Emniyet Amiri ünlü Zeki Şahin de ekibiyle saldırılara başladı. O sırada İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sıddık Sami Onar, olayları yatıştırmak için odasından dışarıya çıktı ve polis şefleriyle görüşmek istedi.

Komiser Zeki Şahin, gençleri göstererek bu serserileri siz kışkırtıyorsunuz diye bağırarak, rektörün yakasına yapıştı. Zaten nahif bir vücut yapısına sahip olan rektör yere düştü. Rektör yaralanmıştı, gömleği de kanlanmıştı. Daha sonra rektör polisler tarafından tartaklanarak cipe sokuldu ve vilayete götürüldü.

Turan Emeksiz bir polis kurşunu ile can verdi.

Olayların denetimi elden kaçmıştı. Bütün üniversite gençliği, polis joplarından sıyrılarak yan yollardan Beyazıt Meydanı'na toplandı. Polis gerçek kurşun kullanmaya başlamıştı. Orman Fakültesi öğrencisi 22 yaşındaki Turan Emeksiz bir polis kurşunu ile oracıkta can verdi. Bu durum gençler arasında büyük bir galeyan yaratmıştı. Yüzlerce üniversite öğrencisi yaralıydı. Hukuk fakültesi öğrencisi Hüseyin Onur'un yarası çok büyüktü ve kan kaybediyordu. Zorla üniversite hastanesine yetiştirildi, sağ bacağı kasığından tamamen kesilerek kurtarılabildi. Tıp fakültesi öğrencisi Mevlüt Kurtoğlu, hukuk öğrencileri Cengiz Ballıkaya ve Kenan Özten, iktisadi ticari ilimler öğrencisi Hüseyin Irmak tespit edebildiğimiz ağır yaralılardı. Yüzlerce öğrenci de küçük - büyük yaralar almışlardı.

ğrenci hareketleri sürüyordu, öğleden sonra örfi idare ilan edildi. Üniversite subay ve askerler tarafından sarıldı. Gençler bir anda polis baskısından kurtulmuş askere yoğun sevgi gösterileri yapıyorlardı.

Gençlik olayları 29 Nisan 1960 günü Ankara'ya sıçradı. Siyasal bilgiler fakültesi öğrencileri zalim idareye karşı direniyorlardı ancak fakülte binası kurşunlarla taranıyordu.

27 ve 28 Nisan 1960 olaylarından tam 48 yıl sonra bu olaylardan ders almasını bilmeliyiz. Tarih bilinseydi, tarih tekerrür eder miydi?

(*) 27 Nisan 1960'ta tıp öğrencisi, daha sonra CHP İstanbul İl Gençlik Kolu Başkanı ve CHP İzmir İl Başkanı.
Son güncelleme:2 Haziran 2008