Hakkımızda
Şiirler Yayınlar
 
 
6 MAYIS 2008 ANMA ETKİNLİKLERİ
6 6 MAYIS ANMA ETKINLIGI DUYURUSU
6 MAYIS AÇIK OTURUM



Darbe Karşıtı Platform: 6 MAYIS 2008
KARSIYAKA MEZARLIGINDA OKUNAN ORTAK METIN

İşçiler, emekçiler, gençler, kadınlar.

6 Mayıs 1972 gününün ilk saatlerinde, Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'nin avlusundan, idama giden üç büyük devrimci önderin haykırdığı sloganlar yükseliyordu. 12 Mart Faşizminin kurduğu darağaçlarında 3 THKO savaşçısı; Deniz GEZMİŞ, Yusuf ASLAN, Hüseyin İNAN ölüme giderken, direnişin, devrimin ve sosyalizmin sloganlarıyla, halklarımıza ve insanlığa adeta bir vasiyet gibi sosyalist mücadeleyi emanet ediyorlardı. Ve bizler bir kez daha, 68 hareketinin 40. yılında, bu büyük devrimcileri idamlarının 36. yılında anmak üzere yine bir araya geldik. Onları idam ederek mücadelelerini yok edeceklerini düşünenler yanıldılar. Emperyalizme ve faşizme karşı sosyalizmin tarihsel meydan okuyuşunu temsil eden Denizlerden, Mahirlerden İbrahimlerden devralınan mücadele mirası bugün emek ve demokrasi güçlerinin omuzlarında yükseliyor.

Hiç kuşkusuz ki, emperyalistlerin ve yerli işbirlikçilerinin çıkarlarını süngü zoruyla korumak için işbaşına getirilen 12 Mart faşist cuntasına karşı yürütülen mücadele ile onlar egemenlerin saldırılarına karşı direnişe geçmesinin meşru ve vazgeçilmez bir hak olduğunu dosta, düşmana gösterdiler. Denizlerin, 71 devrimciliğinin direniş çizgisi, darbelere karşı devrimcilerin nasıl bir tutum takınacağını, meşru bir hak olan direnişi nasıl örgütleyebileceklerini halklara, sonraki kuşaklara da bütün açıklığıyla gösterdiler. Onlar, ülkemiz özelinde insanlığın, emeğin ve onurun evrensel bütünlüğünün cisimleştiği kişiliklerdi. İnsanüstü bir çaba ve özveriyle, gecikmiş insanların telaşıyla kendilerini bu mücadelenin en önüne attılar. Devrimci dayanışma Denizler, Mahirler, İbrahimler şahsında ortak mücadele tarihinin en göz kamaştıran örnekleriyle bugünlere kadar geldi ve bugünkü mücadelenin önünü aydınlatıyor.

Geçen 36 yıl içinde egemenler onların mücadelesinin içini boşaltmak için çok çaba sarf etti. Onları bir aziz, bir ikon haline getirerek, yarattıkları prestiji ticari bir metaya çevirmek istediler. Ama halklarımızın yüreğinde ve bilincinde köklü bir devrimci uyanışı yaşatan ve yaşayan Denizlerin devrimci özünü hiç kimse silemedi. Onlar; emperyalizme karşı ülkenin bağımsızlığının, faşizme karşı sosyalizmin, gerçek demokrasinin, şovenizme karşı halkların kardeşliğinin, gericiliğe karşı özgürlüğün, aydınlığın temsilcileri oldular. Bugün onların mücadelesinin devam ettirilmesi bizlerin; devrimcilerin, demokratların, ilerici ve aydınların, işçilerin, emekçilerin, yoksul halklarımızın boynunun borcudur.

Başta ABD ve AB olmak üzere emperyalist güçler, enerji kaynaklarına el koyma, yer altı ve yerüstü kaynaklarını yağmalamak üzere bölgeyi ekonomik, politik ve askeri olarak kendi ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirmektedir. Bunun için bölgede tüm kışkırtmaları, halkı birbirine kırdırmayı, kendi işbirlikçi yerel iktidar ortaklarını yaratma da dâhil her türlü yol ve yöntemi denemektedirler. ABD'nin Afganistan işgalinin ardından, ‘demokrasi getireceğim' safsatasıyla, tüm dünyanın gözleri önünde Irak halkına yaşattığı zulümde sıraya İran ve Suriye'yi koymaktadır.

Emperyalist açık işgallerin ileri bir uç beyi, bölgesel yıkım ve talanın lojistik destekçisi durumuna getirilen ülkemizde ise yerli işbirlikçileri eliyle, ülke adeta emperyalizme teslim edilmiş haldedir. İMF, Dünya Bankası, çok uluslu şirketler, para baronlarının bütüncül soygun politikalarını temsil eden AKP iktidarının baskı ve sömürü politikalarıyla emekçi halklarımız sindirilmeye çalışılmaktadır. Bir taraftan halkların kardeşliği, eşitliği ve birlikteliği temelinde çözüm bekleyen Kürt sorununda ödenen bunca büyük bedellere rağmen inkâr politikası hala devam ettirilirken, bir yandan da imhaya yönelik politikaları çözüm paketleriymiş sunuluyor. Kan ve gözyaşının hiç bitmeyen coğrafyasında yoksul halkların evlatları sınır içi ve ötesi operasyonlarla AKP eliyle emperyalist politikalarına kurban ediliyor. Bununla yetinmeyen egemenler, nifak tohumları ekerek, kışkırtarak, milliyetçiliği ve linçleri körükleyerek halkları birbirine düşman etmeye çalışıyorlar. Diğer yandan emperyalizmin örümcek ağı gibi yayılmış bütün gizli açık yapılarıyla çıkarlarını garanti altında tutmak için, 12 Eylül faşist darbesinin hamiliğindeki darbe düzenini sürdürmek için yeni kamplaşmalara dayanan darbe planları ve girişimleri palazlandırılıyor. Bu himayenin şemsiyesinde derin devletin ve ırkçı, gerici takipçileri, çeteleri ve tetikçilerinin emek ve demokrasi güçlerine yönelik suikastları, kanlı saldırıları, kitlesel provokasyonları yaşanıyor.

Tüm kışkırtmalara, düşmanlık politikalarına rağmen, egemenlere inat, Denizlerin darağacında haykırdığı gibi “Yaşasın Türk ve Kürt Halkının Kardeşliği”, “Yaşasın Halkların Kardeşliği”, ”Kahrolsun Emperyalizm” demeye, Kürt sorunun kalıcı ve demokratik çözümü için mücadele etmeye devam edeceğiz. Tıpkı 6. filo'yu defettiğimiz gibi 68 ruhuyla, ABD başta olmak üzere tüm emperyalistleri, Dünya Bankası, IMF gibi ekonomi kurumlarını, NATO gibi askeri örgütlerini bölgeden defedene kadar mücadele etmeye kararlıyız. Ülkemizde demokrasi mücadelesinin ilerletilmesinin, bölgede emperyalist politikaların ters yüz edilmesinin yolu Denizlerden devralınan devrimci mücadele bayrağının yükseltilmesinden geçmektedir. Halkların kurtuluşu mücadelesinin engellerle dolu uzun yolculuğunda rüzgârlar bir kez daha dünyada ve ülkemizde sosyalizmden yana esmektedir. Denizlerin devrimci mirasının yarattığı büyük özlemle ve heyecanla sürecin bu en somut anına sıkı sıkıya sarılmak ve mücadeleyi daha ileri götürmek gerekir. Gün bugün…

Bugün haklarına ve ülkesinin geleceğine sahip çıkan Telekom, Tekel işçileri özelleştirmelere karşı direniyor, Novamed, Mersin SCT filtre, YÖRSAN, TEGA işçisi örgütlenme ve toplu pazarlık hakkı için direniyor, Dikmen, Mamak ve Başıbüyük halkı kentsel dönüşüm projeleri adı altında yürütülen talana ve rantsal paylaşıma karşı direniyor, işçiler, memurlar, emekliler, meslek kuruluşları geleceklerinin yok edecek olan SSGSS yasasına karşı, kamuda yıkım yasalarına karşı, tazminatlarının yok edilmesine karşı direniyor. Mücadele bayrağını 68'lerden devralan gençler parasız, bilimsel, laik ve demokratik eğitim, özerk, bilimsel, demokratik üniversite için mücadele ediyor. Üniversitelerde demokrat, aydın, devrimci öğrenciler YÖK baskılarına, İdarenin ve Antalya Üniversitesinde olduğu gibi sivil faşist güçlerin silahlı saldırılarına karşı direniyor. Biz, egemenlerin hayatı üretip çoğalttığımız her yerdeki saldırılarını, bedeller ödeyerek yarattığımız kurumlarımızı, örgütlerimizi, işyerlerini, üniversiteleri teslim alma çabalarını, ideolojik kuşatmayı ve faşist saldırıları boşa çıkaracağız, kazandığımız hiçbir haktan geri atmayacağız, cezalar, baskılar bizi mücadelemizden yıldıramayacaktır.

Kardeşler, İşçiler, emekçiler, kadınlar ve gençler olarak daha çok birlik olmaya ihtiyacımız var.

Daha çok mücadeleyi birleştirmeye ve büyütmeye ihtiyacımız var. Aynı coğrafyada yaşasan halklar olarak kardeşlik duygularını birleştirerek, emperyalizme karşı mücadelemizi yükseltmeye ihtiyacımız var. Mücadelemiz Devrim ve Sosyalizm mücadelesidir. Sokağın ve meydanın ruhunu Denizler gibi kucaklayan kazanacaktır. Kazanacağız.

Yaşasın Deniz Gezmiş. Yaşasın Hüseyin İnan. Yaşasın Yusuf Aslan.

Devrim için düşenler onurumuzdur.

Darbe Karşıtı Platform

ETKINLIK FOTOGRAFLARI ------------------>>>> http://picasaweb.google.com/dernek68/6MAYIS2008ANKARA
Son güncelleme: 7 MAYIS 2008