Hakkımızda
Şiirler Yayınlar
 
 
Yoldaşımız, arkadaşımız, (derneğimizin 41 nolu üyesi) Ali Başpınar'ı (Buttomuzu) yıldızlara uğurladık...


Kanser tedavisi gördüğü Hacettepe Hastanesi'nde yaşamını yitiren Başpınar'ın cenazesi dün sabah ailesi, dostları, yakınları ve dava arkadaşları tarafından Hacettepe Hastanesi morgundan alındı. Omuzlarda taşınan cenaze "Butto devrimci yolumuzda yaşıyor", "Devrim İçin Tek Yol - Devrimci Yol" sloganları ve "Devrimci öğretmen onurumuzdur", "Ali Başpınar Devrimci Yol'umuzda yaşayacak", "Bizimle hep yaşayacak" pankartları arasında Kurtuluş Parkı'nın karşısındaki alana getirildi. Sıhhiye otoparkına ise Ali Başpınar'ın büyük boy fotoğrafı ile "Ali Başpınar devrimci yolumuzda yaşıyor-DEVGENÇ" yazılı pankart asıldı.

ONDAN ÖĞRENDİK
Devrim mücadelesinde yitirilen tüm devrimciler için saygı duruşu ile başlayan törende Ali Başpınar'ın hayatı ve devrimci mücadelesi anlatıldı.   Törende ilk konuşmayı Başpınar'ın kurucuları arasında bulunduğu Dostluk ve Yardımlaşma Vakfı bursiyerleri adına iki üniversite öğrencisi yaptı. Öğrenciler, Başpınar'dan insana dair çok şey öğrendiklerini belirterek, "Yüzümüzdeki gülümsemeyi, ikiyüzlülüğe karşı direnmeyi ondan öğrendik, mücadelesi bizimle yaşayacak" dediler.


HABER VE RESİM BİRGÜN GAZETESİNDEN ALINMIŞTIR.

İlk olarak söz alan TÖBDER'den Ali Rıza Akyol  şunları söyledi: "Ali Başpınar devrimciliğin, dostluğun bir simgesidir.12 Mart'tan 80'e kadar ağır koşullarda mücadele veren, Türkiye'yi il il dolaşarak devrimci örgütlenmenin yolunu açmak için mücadele verdi. TÖB DER ile Devrimci öğretmen mücadelesinin en önünde o vardı.Ölümüne kadar mücadeleyi sürdürdü.Yoldaşımızı kaybettik, acımız sonsuz. Mücadelesini yaşatacağız. Anısı mücadelemize önder olsun."

Başpınar'ın dava arkadaşlarından  Mehmet Ali Yılmaz ise, " O sıkıntılarla geçen çocukluğunun ardından emperyalizme ve faşizme karşı mücadele etti. 78'in onurlu devrimci temsilcisi oldu" diye konuştu, Yılmaz, şunları kaydetti: "Ali, Dev Genç önderleri arasında yer aldı. 12 Mart faşizminde zindanlarda kaldı. 1970'li yıllarda ABD emperyalizmi ve işbirlikçilere karşı devrimci mücadele verdi. Başpınar'a layık olabilmek için emperyalizme karşı çözümler üretmeliyiz."

Hayatı ve mücadelesi

12 Mart döneminde THKP-C Dev-Genç davasından yargılanıp 2 yıl 4 ay cezaevinde kalan Başpınar, 1980 öncesi uzun süre Devrimci Öğretmen mücadelesinin örgütleyenlerinden oldu. Daha sonra yoksul mahallelerde faşist saldırılar karşısında direniş örgütlenmesinde öncü rol oynadı. Devrimci haraketin örgütlenmesinde aktif görev aldı. 12 Eylül darbesinin ardından, 23 Ocak 1981'de yakalanan Başpınar ağır işkencelerden geçirildikten sonra Devrimci Yol Merkez Komitesi Üyesi olarak yargılandığı askeri mahkeme tarafından müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Başpınar 11 yıl hapishanede kaldı. 1991'te tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Ali Başpınar cunta mahkemelerinde yaptığı savunmada son söz olarak şunları söylemişti:

“Emekçi halkımıza karşı yürütülen yok etme ve sindirme politikalarına, halkımızın yanında emperyalizme, faşizme karşı mücadele etmenin haklı, doğru ve meşru bir direniş mücadelesinin içinde yer almış olmanın gururu ve onurunu taşıyorum, dünyanın hiçbir ülkesinde faşizme karşı direnenler anarşist ya da teröristlikle suçlanmaz, bizlere karşı yöneltilen bu suçlama ve niteleme de doğru değildir, Devrimci Yol dergilerinde bu gerçek emperyalizme ve faşizme karşı mücadele yöntemleri çok açık ve net bir biçimde ortaya konulmuştur.

Geriye doğru baktığımızda o teorik tespitlerin doğruluğu çok açık ve net bir şekilde ortaya çıkıyor. Bugün burada son sözü bize verseniz de, gerçekte son sözü sizler nasıl bir karar verirseniz verin, Türkiye Halkları verecektir. İnanıyorum ki halkımız bizi aklayacaktır...."

Dava arkadaşları ve gençler

Başpınar'ın cenaze töreni için Türkiye'nin çeşitli illerinden ve yurt dışından çok sayıda kişi sabah saatlerinde Ankara'ya geldi. Devrimci Yol Merkez Komite Üyesi olmaktan yargılanan Ali Başpınar'ın cenazesine özellikle gençlerin katılması dikkat çekti.

Ali Başpınar'ın cenazesine TMMMOB Yönetimi Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, MMO Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, KESK Genel Başkanı Sami Evren, Eğitim-Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, Dostluk ve Yardımlaşma Vakfı, ÖDP, 78'ler Dayanışma Derneği, 68'liler Dayanışma Derneği, TKP ve Halkevleri üyeleri katıldı. Törene SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın ve bir grup SHP'linin de katılması dikkat çekti. Hayat TV Genel Yayın Yönetmeni Aydın Çubukçu'nun da aralarında olduğu  çok sayıda basın mensubu da töreni izledi.

BİR DEVRİMCİNİN ÖLÜMÜ

yasarseyman@birgun.net /

07 Eylül 2008 Sıcak bir eylül sabahı onu uğurladık...
Dostları, yol arkadaşları, sevenleri...
O devrimcilerin Ali Butto'su...
O bir eğitimci...
O bir devrimci...
O Yağmur'un babası...
O Ali Başpınar...

Çamlıhemşin doğumlu Ali Başpınar, beş yaşında Altındağ'ın Hıdırlıktepe semtine yerleşiyor. Karadeniz'in yemyeşil dağları, gürül gürül akan derelerinden sonra suyun zorla ulaştığı Hıdırlıtepe'den bakıyor, Ankara'ya, Türkiye'ye ve dünyaya...

Başkentin o yoksul tepesinden açılan küçücük pencereden ailenin tek okuyan çocuğu olarak Ankara'ya bakıyor. Öyle bir bakış ki, onu önce 12 Mart'ın sonra da 12 Eylül'ün zindanlarıyla buluşturuyor.

1981 yılının soğuk bir şubat günü polislere direniyor ve ayaklarından vuruluyor. Sonrası 90 gün Ankara Emniyeti'nin "Dal Grubu" işkencecilerinin kanlı tezgâhlarından çıkmayı beceriyor.

En önemlisi de insanca gülmeyi...

Gülmek, gülmeyi bilen herkese yakışır.
Ali Başpınar'a bir başka yakışıyor...

12 Eylül'ün karanlık günlerinde sekiz buçuk yıl Mamak iki yıl Ceyhan cezaevleri olmak üzere 11 yıl yatıyor...

Ali Başpınar, 12 Eylül mahkemelerinde son sözlerini şöyle haykırıyor: "Bugün burada son sözü bize verseniz de, gerçekte son sözü, sizler nasıl bir karar verirseniz verin, Türkiye halkları verecektir. İnanıyorum ki halkımız bizi aklayacaktır..."

Oysa ne vardı aklanacak...

Onlar, "Sevgili yerine çıplak mavzere/sarıldık ey halkım unutma bizi" türküsünü söyleyen devrimci mücadelenin onurlu öncüleriydi...

Onlara işkenceler yapanlar bu ülkede devletin valisi oldu. Onlar, bizim devrimci öncülerimiz olarak kaldı. Ali Başpınar'ın cenazesinin önünde, onunla 11, 12, 13 yıl yatanlar, işkence hanelerde ölüme direnenler, onun tabutun ardından anlı ak, yüzü pak, dimdik yürüdüler...

O törende 28 yıl sonra sol yumruğumu havaya kaldırdım. Onlarca yıl sonra karşılaştığım yol arkadaşlarımla göz göze bakıştım, sarıldım ve yiğit bir devrimcinin uğurlanışına tanıklık ettim...

Bir devrimcinin ardından; önce 2000 yılında kurucularından olduğu Dostluk Yardımlaşma Vakfı öğrencileri onu anlattı. Sırayla öğretmen yoldaşı Ali Rıza Aydın, Devrimci Yol arkadaşları Mehmet Ali Yılmaz ve Cahit Akçam...

Cahit Akçam'ın konuşması sırasında bizim kuşak ağlıyor, gençler: "Yolumuz Ali Butto'nun Devrimci Yoludur" sloganını atıyordu...

6 Eylül günü sonsuzluğa uğurladığımız Ali Başpınar, inadına 12 Eylül'e 6 kala yaşama veda etti...

Ardından bir oğul bıraktı...

Anasız, babasız bir oğul kaldı adı Yağmur.

Anadolu insanına göre o bir yetim.

Oysa bir devrimcinin çocuğu yetim olur mu ?

Sağlığında kurduğu Dostluk Yardımlaşma Vakfı, o ve onun gibi devrimcilerin çocuklarına hem ana hem baba değil mi ?

Törene katılan herkesin yüreğini konuşmasıyla dağlayan Cahit Akçam hepsine arkadaş değil mi ?

Ve Ali Başpınar...

Seninle, Altındağ'ın Direniş Komitelerinin eylem günlerinde hep bir ağızdan "Tek Yol Devrim" sloganımızı; devrimci gençler senin uğurlama töreninde "Devrim için Tek Yol Devrimci Yol" diye haykırdılar...

O gençlerden Osman'ın yakasındaki yıldızı istedim. Osman, yıldız içindeki fotoğrafını yakama takarken; sana son kez baktım...

Seni yıldız demeti seni...

Seni, ne çok yıldız uğurladı gördün mü"?

Son güncelleme:8 Eylül 2008