68'liler Dayanışma Derneği

Geri Dön(ANA SAYFA)

Deniz'in imzası sergileniyor.

EVRENSEL GAZETESI 06.04.2006

  Ankaralı'ya tarihi hediye

  Özgül Yıldızer

  Halkların kardeşliğini, eşitliği, özgürlüğü, sosyalizmi savunduğu için mücadele arkadaşlarıyla yargılandığı, idamına karar verildiği ve mezarının bulunduğu kentte, bir akşam üstü yeniden anıldı Deniz...

  Yıllardır gençliğin mücadele bayrağı olarak nesilden nesile taşınan Deniz Gezmiş; avukatı Halit Çelenk'in katkılarıyla Ankara Barosu'nun açtığı Türkiye'nin ilk Hukuk Müzesi'nde imzası ile yerini aldı. Türkiye hukuk tarihinin oldukça değerli anılarının sergilendiği müzede, Deniz'in Çelenk'e verdiği vekaletname de sergileniyor.

  Ankara Barosu, 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla, hem hukuk camiasına, hem de Ankaralılara anlamlı bir hediye verdi. Türkiye'nin ilk Hukuk Müzesi, baro avukatlarından Argun Bozkurt'un ve yürekli bir avukatın, Deniz'lerin avukatı Halit Çelenk'in katkılarıyla açıldı. Ankara Barosu'nun Ihlamur Sokak'ta bulunan Eğitim Merkezi'nde açılan müzeye yoğundu. Müzenin açılışını, Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Ünsal Toker, Halit Çelenk'le birlikte yaptı.

  Adaletin ‘ilk'leri bu müzede

Müzede, çeşitli ülkelerin avukatlık cübbelerinin yanı sıra, Osmanlı döneminden bugüne avukat, hakim, katip giysileri, Osmanlı dönemi hukukçu kostümlerinin gravürleri ve Cumhuriyet'in siyah yakalı ilk avukat cübbesi bulunuyor. Mitolojiden bugüne değin hukukun gelişiminin resimlerle anlatıldığı, Adalet Tanrıçası Themis'ten, mitolojik ilk avukat Litai'ye kadar adalet dünyasının mitolojik varlıklarının da sergilendiği müzede, avukatlık mesleğinin geçirdiği aşamalara ait birçok belge ve doküman var. Müzenin belgeler bölümünde, Muammer Aksoy'un da aralarında olduğu bazı avukatların Avukat Ruhsatnameleri, kartvizitler, yazışmaların yanı sıra, taş baskılı kira ve satım sözleşmeleri, yumurta kağıda yazılmış kadı fetvaları da ziyaretçilere tarihi bir gezinin olanaklarını sunuyor. Müzenin en dikkat çeken objelerinden biri de dünyanın ilk daktilosu. Ziyaretçilerin nasıl çalıştığını çözemedikleri daktilo, oldukça eski tarihte üretilmiş diğer daktilolarla birlikte görülebiliyor. İlk hukuk kitaplarının ve ders notlarının da olduğu müzenin “Hukukun sanatsal objeleri” bölümünde ise hakkaklarca yapılmış Osmanlı mühürleri, yazı takımları, rozetler, kalemler, mürekkep şişelerini görmek mümkün. Müze alanında bir satış bürosu, bir cafe ve hukuk dünyasını ele alan çeşitli belgeseller ve sinema filmlerinin izlenebileceği bir sinema salonu da bulunuyor.

  Çelenk'in cübbesi ve büstü sergileniyor

Açılışın ardından müzenin ilk ziyaret edilen bölümü, Halit Çelenk'in Deniz'leri savunurken giydiği, Halkevleri Vakfı Dikim Atölyesi yapımı cübbesinin ve büstünün sergilendiği kısım. Müzenin Çelenk'e ayrılan köşesinde hem onurlu bir avukatın mesleki tarihine hem de tarihi davalara tanıklık etmek mümkün oluyor. Birinci Barış Davası'nda Barış Derneği Genel Başkanı Mahmut Dikerdem adına Halit Çelenk'in savunması, İkinci Barış Davası'nda sanık olan Çelenk'in savunması, daktilosu, kitapları ve ödüllerinin sergilendiği bölümde, müzenin açıldığı günden tam 34 yıl önce, 4 Nisan 1972'de yazılmış olan, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın davasında, Çelenk'in infazın ertelenmesi talebiyle Askeri Yargıtay'a yazdığı dilekçe göze çarpıyor. Bu bölümün ve belki de müzenin en dikkat çekici belgesi ise Halit Çelenk ve bir grup avukata verilmiş bir vekaletname... Her 6 Mayıs'ta mezarı karanfillerle donatılan, başında gençlerin ve her halktan emekçilerin mücadele sözleri verdiği, posterlerinden bile korkulan, yasaklanmak istenen Deniz'in imzası, bu vekaletnamede sergileniyor.

  ‘Savunma ekmek kadar gerekli'

Avukatlık mesleğinin çınarlarından Çelenk, dinçliği ve gülümsemesi ile dikkat çekerken, duygularını ve düşüncelerini de şöyle dile getiriyor:

“Ankara Barosu bir ilki gerçekleştirdi. Bu müze, savunma mesleğinin geçmişine ve geleceğine ilişkin bir kadirşinaslık örneğidir. Savunma mesleği, eğer ahlak ve meslek kurallarına, etik kurallara uygun yapılırsa kutsaldır.

  Çünkü her insanın savunmaya ve savunma mesleğine ihtiyacı vardır. Savunma mesleği, bir insan için adeta ekmek, peynir kadar gereklidir. Çünkü savunma mesleği krallara, cumhurbaşkanlarına, komutanlara bile lazımdır. Burada, devrimci albaylar hakkında verilen bir tutuklama kararına karşı yazdığım bir itiraz dilekçesi de var. O dilekçeyi 60'lı yıllarda yazdım, daha sonra o albaylar tahliye edildiler. Ben, yukardaki nedenlerle kutsal saydığım bu mesleği yapmaktan onur duyuyorum. Bir daha dünyaya gelsem, yine bu mesleği yaparım. Deniz Gezmişleri, DİSK sanıklarını, TÖB-DER sanıklarını, Barış Davası sanıklarını, Dev-Yol davasının yüzlerce sanığını, bu mesleğe dayanarak, severek savundum. Sanıyorum yararlı da oldum”.

  En fazla 5 yıl

Çelenk, Denizlerin idamının da “yargısız infaz” olduğunu belirterek, “Deniz Gezmiş davasında verilen karar yargısız infazdır. Çünkü o davada mahkemeye başkanlık eden hakimler, siyasal iktidara yani cuntaya bağlı, bağımlıydı. Bağımsız karar vermeleri imkansızdı. Ben kitaplarımda yukarıdan gelen emir ve genelgeleri yayınladım. Hiçbirine cevap veremediler, yanlış diyemediler. Çünkü tarihleriyle, her şeyiyle yayınladım. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bir askeri hakim bulunduğu için DGM kararını iptal etti. Bağımsız olamazlar dedi. Denizlerin davasına 3 askeri hakim baktı. Yargısız infaz olduğunu duygusal bir şey olarak söylemiyorum, inanarak söylüyorum. Deniz'lerin cezası en fazla 5 yıl idi” dedi.

 

 

 

Geri Dön(ANA SAYFA)