68 dönemini, 1966-1971 tarihi döneminin bütününü ele alarak değerlendirmek gerekir. Bu dönem, solun meşruiyet kazandığı bir dönemdi. Solu tetikleyen ve gelişip ilgi görmesini sağlayan etkenler nelerdi?
Türk sol hareketinin çıkış noktasında Kemalizm vardı. Sosyalist ülkelerdeki otoriter modernist anlayışla, Cumhuriyetin kuruluş döneminin ilkeleri birbirine çok yakındı. Her iki kuruluş felsefesinde de “halka öncülük” etmek , “halkı değiştirmek”, gerekirse bu konuda kuvvete başvurmak anlayışı egemendi.
Bu nedenle Kemalist köklerden gelen ailelerin çocukları olarak bizler sosyalizmi benimsemekte zorluk çekmedik. Tabii bu sosyalizmin benimsenip yaygınlaşmasında o dönemde ülkemizde etkili olan anti-Amerikancılık da önemli bir altyapı hazırlamıştı.
Sosyalist ülkelere yakınlaştıkça ABD aleyhtarlığı da kendisine sağlam bir zemin buluyordu. 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi de bu otoriter modernleşme isteğini tazelemişti. “Yeni ve daha ileri solcu bir 27 Mayıs” beklentisi de sol kesimlere cazip geliyordu.
Doğan Avcıoğlu 'nun başını çektiği darbeci grup CHP'den kopmuş, “sol Kemalizm” in teorisini geliştiriyordu. O yıllarda Arap dünyasında etkili olan Baas rejimleri de “sol 27 Mayıs” için bir örnek olarak ele alınıyordu. Avcıoğlu, Yön-Devrim dergilerinde “kapitalist olmayan yol” teziyle bu eylemlerin yönelimini de dile getiriyordu.
“Kapitalist olmayan yol” tezi, Arap ülkelerindeki Baas örneğinden ilham alıyordu. Buna göre kapitalizme karşı olan askeri güçler, dünya sosyalist hareketiyle de birleşerek ABD karşıtı ilerici rejimler kurabilirlerdi.
***
Soldaki bir eğilim buydu. Diğer eğilim ise Mehmet Ali Aybar 'ın liderliğini yaptığı Türkiye İşçi Partisi'ydi (TİP). TİP, popülist bir halkçı çizginin yanında, ABD karşıtı bir anti-emperyalist kampanyaya da önderlik ediyordu. Bu kampanyalarda da milliyetçi öğeler öne çıkıyordu.
Burada paradoksal olan durum şuydu: ABD'ye yakın olan Süleyman Demirel önderliğindeki Adalet Partisi (AP) daha milliyetçiydi. Solu yabancılarla işbirliği yapmakla suçluyor ve ülkücü gençleri Vietnam aleyhtarı toplantıları basmak, okullarda solun egemenliğini kırmak amacıyla teşvik ediyordu.
***
Ancak süreç giderek ayrışmaları da beraberinde getirdi. TİP içindeki mücadele sırasında Milli Demokratik Devrim (MDD) tezini savunan gruplar daha milliyetçi, şiddete yatkın ve darbecilere yakın fikirler savunurken TİP yönetimi darbecilerden daha uzak duruyordu. Bu nedenle TİP içindeki çatışma ve ayrılıklarda Kürtler TİP yönetimine daha yakın durdular.
MDD'ciler durdukları yerde durmadılar. Özellikle silahlı devrim fikrinin solda yaygınlaşması, değişik sosyalist ülke deneylerinin birer örnek olarak benimsenmesi, yeni arayışları da beraberinde getirdi.
Bu konuda en temel kırılma, 12 Mart 1971 askeri darbesiyle yaşandı. Cuntaya egemen olanlar, solun bütününü düşman alan bir çizgi izlediler. Mahkemelerde ise milliyetçi ülkücüler, tanık ya da savcı konumundaydılar. Solun askerden beklentisi olan kesimleri de büyük ölçüde yanıldıklarını anladılar.
***
Dikkat edilirse 1970'lerdeki sosyalist hareketlerin neredeyse çoğunluğu darbeciliği terk etmişti. 12 Mart döneminde yapılan savunmalar içinde milliyetçi öğeleri barındırsalar da, bu çizgiden tamamen kopan akımlar da ortaya çıkmıştı. İbrahim Kaypakkaya' nın Kürt sorunu konusundaki tezleri, Cumhuriyete ve Kemalizme yönelik sert eleştirileri bu konudaki en radikal kopuşu ifade ediyordu.
Örneğin 1974 yılında TİİKP davasında bizim hazırladığımız “Savunma” da ciddi bir Cumhuriyet tarihi eleştirisi sayılabilir. Birikim grubunun da 1970'li yıllarda bu yönde önemli bir düşünsel çaba içine girdiğini söyleyebiliriz.
***
Ülkemiz sol hareketi, bir yönüyle bakıldığı zaman milliyetçilikten köklü bir kopuş yaşamadı. Daha doğrusu, bu tarihle köklü bir yüzleşme yaşamadı. Ancak film 1968'de durmadı. Radikal isyancılık devletle karşı karşıya geldikçe kopuş sürdü.
Deniz' lerin ardından gelen sosyalist akımları incelediğimizde, milliyetçilik ve militarizmin etkisini yitirdiğini görüyoruz. Zaten Deniz'lerin idama giderken söyledikleri “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği” sloganı da gelinen noktayı ifade ediyordu.
***
Doğru olan, süreci iyi anlamaktır. Bugün milliyetçiliğin yoğun etkisi altında olan sol kesimler, 1960'lardaki milliyetçi damarlardan besleniyorlar. Bu da doğru, ancak gerçeğin yalnızca bir tarafı.
Diğer tarafı da bugün ülkemizdeki demokrasi, özgürlük ve sivilleşme eğiliminin etkili isimlerinin birçoğunun 68 solcularından oluşmasıdır.
Bunun bir anlamı yok mu?