68'in 40. yılında BASIN DUYURUSU
68 kuşağı bireylerinin doğum tarihleri genel olarak 1945 - 1948 yılları dolayındadır ki, bu yıllar,ayni zamanda,dünyada, soğuk savaşın ve faşizmden hesap sormanın başlangıç yıllarıdır.
1968'e doğru gelişen tarihsel süreç içinde; Dünya sosyalist sistem'in genişlemesi, anti- emperyalist ulusal kurtuluş savaşları, kapitalist metropollerde genişleyen kamu alanı, Üçüncü Dünya Ülkelerinin emperyalist sistem dışına çıkma girişimleri ve yükselen 68 Hareketi, giderekten, tekelci kapitalizmin hakimiyet ve pazar alanlarını daraltmakta ve maliyetlerini yükselmektedir. Gidişat bir krize doğrudur. Nihayet, 1968 de Bretton-Woods para sisteminin de çökmesiyle, emperyalist sistem krize girer.
1968-1970 yılları emperyalizmin kriz yıllarıdır ve sistem bu krizden çıkış yollarını; kaybetmiş olduğu siyasal hakimiyet alanları ve pazarları tekrar geri kazanarak çıkmayı planlamaktadır.
ABD Emperyalizmi ile, Amerikan savaş gemilerinin 1946'da İstanbul'a gelmesiyle baslayan ilişkiler; 1947 Truman Doktrini- 1948 Marshall Planı- 1956 Eisenhower Doktrini ve 1950 Kore Savaşı- 1951 NATO'ya girilmesi-İkili Anlaşmalar güzergahlarını izleyerek ekonomik ve askeri bağımlık ilişkilerine dönüşecektir.
1952'de NATO'ya bağlı olarak Seferberlik Tetkik Kurulu adıyla Özel Harp Dairesi kuruldu.
NATO'ya bağlı diğer ülkelerde de oluşturulan ve "Gladyo" denilen bu gizli örgütler, ABD emperyalizminin düşmanı olan komünistleri, ilericileri ve demokratları yok etmek için İç Politikada kullanılacaktır.
1955, 6-7 Eylül olayları ise gladyonun ilk provokasyonudur ve,bu provokasyon, komünistlere mal edilerek ülkemizin seçkin aydınları ve ilericileri tutuklanmıştır.
68 Hareketi bireylerinin, küresel ve yerel bağlamda, çocukluk ve ilk gençlik dönemlerini yaşadığı sosyolojik ve siyasal ortam kısaca böylesine bir tarihsel kesite aittir ve kendileri farkında olmamış dahi olsalar, yaşadıkları bir sekilde bilinç altında yer bulmaktadır.
Bilinç altı ile bu etkilenme bir araya gelerek, daha sonra ortaya cıkacak olan, sosyalizmden yana ve anti-emperyalist bir şekillenmenin oluşmasına katkıda bulunacaktır.
1961 Anayasası, topluma demokratikleşme bakımından önemli açılımlar getirdi.
O yıllarda lise çağında olan 68 gençliği, Türkiye İşçi Partisi'nin(TİP) kurulmasıyla sosyalizmle tanışıyor ve üniversitelerdeki Fikir Kulüpleri'nde örgütlenerek emperyalizm ve kurulu düzene karşı işçi sınıfı ve emekten yana tutum takınıyorlardı.
O yıllarda şu veya bu şekilde herkes TİP'liydi.
1959 Küba Devrimi ile 1961 Vietnam Kurtuluş Savaşının Dünya ve Türkiye 68 hareketinin şekillenmesi üzerindeki etkisi önemli oldu.
Kitle çizgisi izleyerek ivme kazanan düzen karşıtı ve anti-emperyalist 68 gençlik hareketinin eylemlerini: Öğrenci Sorunları ve Akademik Talepler, ABD Emperyalizmine Karşı Eylemler, Köylü Eylemleri, İşçi Sınıfı ve İşçi Eylemleri başlıkları altında toplayabiliriz.
06 Ocak 1969 günü ODTÜ' de ABD Büyükelçisi Komer'in arabasının yakılması önemli bir dönüm noktası oldu.O gün, öğrenci gençliğin ve halkımızın içindeki, "ABD Emperyalizmine Karşı Bağımsızlık Ateşi", büyükelçinin arabasını sarıverdi.
Bu eylemler sonunda 6. Filo tekrar gelemedi, CIA ajanı Komer ABD tarafından geri çekildi, ABD üslerinin bir kısmı Türk Silahlı Kuvvetleri'ne teslim edilmek zorunda kaldı, tefeci ticaret ve toprak burjuvazisine karşı demokratik köylü hareketi oluştu ve sendikalaşma hareketlerinin temeli atıldı, işci sınıfının grev ve işgal eylemlerinin yanında yer alınıldı,demokratik üniversite mücadelesinde önemli kazanımlar edinildi,halkımızın Vietnam Kurtuluş Savaşına olan sempatisi yükseldi.
Sonuç olarak, 68 gençliğinin içinde bulunduğu demokrasi mücadelesinin yükselmesi, ABD emperyalizmi ve yerli işbirlikçileri sosyal sınıf ve güçler tarafından potansiyel bir tehdit ya da bardağı taşıracak olan bir son damla olabilecek gibi algılanmaya başlandı.
Bütün bunlara koşut olarak Türk Silahlı Kuvvetleri içinde bazı kesimlerin de etkinlenerek aktif hale geçebileceği doğrultusunda kuvvetli sinyaller vermeğe başlaması ise tehdidin vahametini arttırıyordu.
Tehdit'i önlemek için, önce, 23 Eylül 1969'da Taylan Özgür cinayeti ile birlikte gladyo cinayetleri serisi başlatıldı; gençlik kendini korumak için silahlanmaya başlayınca da silahlı provokasyonlar gündeme geldi. Buradan da hareketle, "Anarşi ve Komünizm Geliyor" korkutmalarıyla da askeri bir rejime meşruiyet yaratıldı.
CIA güdümlü Askeri Cunta,12 Mart 1971 ‘de yönetime el koydu.
Bu sene 40.Yıldönümünü idrak etmekte olduğumuz 68 Hareketi çok kayıp verdi fakat yenilmedi.
Mücadele değerlerini, yani statüko ve tabulara karşı çıkarak, sömürü ve zorbalığın olmadığı, barış ve eşitlik dolu yeni bir dünyanın mümkün olabileceğini ve bunu gerçekleştirmek için ise hiçbir karşılık beklemeksizin candan bile vazgeçilebileceği gibi yüce insani değerleri, 78 hareketi üzerinden günümüze taşıdı, taşımaya devam ediyor.
Bu gün halkımızın buyuk bir coğunlukla ABD emperyalizmine karşı olması, 68 Hareketinin, o günlerde inşa edilmesine önemli ölçüde katkı sağlamış olduğu, anti emperyalist mücadele referansı ve geleneğiyle doğrudan bağlantılıdır.
Daha düne kadar NATO ve CIA güdümünde saf tutup onlar adına tetik ceken faşizan ve dinsel gerici eklemlemelerin, bu günkü sözde antiemperyalist söylemleri, tamamen konjektüreldir. İnandırıcı değildir. Soğuk savaşın sona ermesiyle kendilerine ihtiyaç kalmadığı için tasfiye edilmiş olmalarıyla bağlantılıdır ve değişen koşullar altında emperyalizmle tekrar uzlaşarak silahlarını yine “Toplumsal İlerleme, Barış ve Demokrasi” den yana olan güçlere doğrulmaları potansiyelini taşımaktadır.
Burada, kısaca özetlemeye çalıştığımız 68 Hareketini, 40.Yılında, yıl boyu sürecek bir cok etkinlerde anacağız.
Tüm 68'li arkadaşlarımızı, 78lileri, 68 dostlarını ve devrimci-demokrat kamuoyunu katkıda bulunmaya davet ediyoruz.
Saygılarımızla
68liler Dayanışma Derneği
Yönetim Kurulu
2 Ocak 2008 Çarşamba